top of page

Enflasyon Kimin Hayatına Göre?

  • Yazarın fotoğrafı: İşçi Ve Sendika
    İşçi Ve Sendika
  • 3 Şub
  • 2 dakikada okunur

Enflasyon Kimin Hayatına Göre?


İTO, ENAG ve TÜİK Ocak ayı enflasyonunu açıkladı. Rakamlar ortada. Ama ortada olmayan bir şey var: Bu enflasyon kimin hayatına göre hesaplandı?


Çünkü bu üç kurum “Ocak ayı enflasyonu” derken aslında aynı şeyi ölçmüyor. Ölçülen şeyler farklı olunca çıkan sonuçların farklı olması da kaçınılmaz. Asıl sorun, bu rakamlar açıklanırken halkın hayatına dair çok temel soruların cevapsız bırakılmasıdır.



Mesela;

Hangi ürünler baz alındı?

Gıda sepetinde neler var?

Et, süt, peynir, yumurta hangi kaliteye göre hesaplandı?

En ucuz ürün mü esas alındı, ortalama mı?

Pazardaki fiyat mı alındı, marketteki mi?

Ağırlıklar nasıl belirlendi?

Kiraya ne kadar pay verildi?

Asgari ücretliyle emeklinin harcama kalıpları gerçekten aynı mı kabul edildi?

Ulaşım, elektrik, doğalgaz, eğitim ve sağlık sepette ne kadar yer tutuyor?

Fiyatlar nereden toplandı?

Zincir marketten mi, mahalle bakkalından mı, pazardan mı?

Büyükşehir fiyatı mı esas alındı, Anadolu’daki mi?

İnternetteki kampanyalı fiyat mı yazıldı, yoksa kasadaki gerçek fiyat mı?

Gelir grupları hesaba katıldı mı?

Yoksulun enflasyonu ile yüksek gelirlinin enflasyonu aynı mı sayıldı?

Kira ödeyenle ev sahibi aynı sepete mi kondu?

Soru çok önemli olan cevap verilmesidir.


Bugün ENAG ile TÜİK arasında 20 puanı aşan yıllık fark, teknik bir ayrıntı değildir. Bu fark, farklı hayatların, farklı gerçekliklerin ölçülmesidir.


Ancak açıklanan tüm bu oranlara rağmen halkın yaşadığı enflasyonun çok daha yüksek olduğu açıktır. Çünkü açıklanan verilerle mutfakta yaşanan gerçeklik arasında derin bir uçurum vardır. Pazarda, markette, kirada ve faturalarda hissedilen artışlar aylık yüzde 4–6’larla değil, kimi temel kalemlerde yüzde 20–30’larla ölçülmektedir. Özellikle dar gelirli kesimler için gıda, barınma ve enerji harcamaları bütçenin büyük bölümünü oluştururken, bu kalemlerdeki gerçek artışlar “ortalama tüketici” hesabı içinde görünmez kılınmaktadır. Bu nedenle açıklanan enflasyon rakamları hayatın pahalılaşmasını değil, yalnızca istatistiksel bir durumu yansıtmaktadır. Halkın enflasyonu ise kâğıtta değil, boşalan tencerede, ödenemeyen kirada ve her ay biraz daha eriyen alım gücünde ölçülmektedir.


Şunu açıkça söylemek gerekir:

Enflasyon sadece bir oran değildir.

Enflasyon;

tencerede kaynamayan yemektir,

ödenemeyen kiradır,

ertelenen doktora gidiştir,

çocuğa alınamayan ayakkabıdır.

Bu yüzden kamuoyuna yalnızca “enflasyon yüzde kaç arttı” denmesi yetmez. Asıl cevaplanması gereken soru şudur:

Bu enflasyon kimin hayatına göre hesaplandı?

Aksi hâlde açıklanan rakamlar istatistik olur,

ama gerçek olmaz.


Miroğlu

 
 
 

Yorumlar


05336668794

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

©2023, İşçi Ve Sendika tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page