HAKLI VE DOĞRU
- İşçi Ve Sendika
- 21 Mar
- 2 dakikada okunur
Herkes Haklıysa…
Herkes o kadar kendi baktığı pencereden haklı ve doğru söylüyor ki, karşı çıkamazsın.
Karşı çıkmayada kapalıdır...
Birini dinlersin, anlattıkları yerli yerindedir.
Kendi deneyimi, kendi yaşadıkları, kendi gördükleri içinde bir tutarlılığı vardır. Tabii sen hiç birşey söylemediğin sürece...
Onu gerçekten anlamak istiyorsan, onun baktığı pencereden bakman gerekir.
Ancak o zaman söylediklerinin neden doğru göründüğünü kavrayanilirsin. Öyle söyler.
Ama mesele orada bitmez.
Geçersin hemen öbür pencereye.
Orada duran da kendince haklıdır.
O da kendi gördüğünü anlatır, kendi gerçeğini kurar.
Ve dikkatle bakınca, onun söylediklerinin de boş olmadığını görürsün. Tabiiki dikkatli bakınca, dikkatini verirsen...
Hal böyle olunca ortada ne haksız kalır ne de yanlış.
Herkes kendi yerinden bakınca doğrudur.
İşte bu durum, ilk bakışta bir anlayış genişliği gibi görünür.
Sanki herkesi anlamak, herkese hak vermek bir olgunluk göstergesidir.

Ama aslında tam da burada bir kırılma vardır.
Çünkü herkes kendi penceresinden haklı ve doğru olduğu için, kimse eleştiriye açık değildir.
Eleştiri, bir düşünceyi geliştirme çabası olarak değil, doğrudan bir karşı çıkış olarak algılanır.
Kimse “acaba” demez.
Kimse bulunduğu yerden şüphe etmez.
Herkes konuşur ama kimse geri adım atmaz.
Herkes anlatır ama kimse gerçekten dinlemez.
Böyle bir zeminde bir araya gelmek mümkün olmaz.
Çünkü bir araya gelmek, sadece konuşmak değil; aynı zamanda değişebilme ihtimalini de kabul etmektir.
Oysa burada herkes kendi doğrusu içinde sabittir.
Ancak, herkese hak verir ve herkes doğru söylüyor dersen,
“Teori eksikliği” ile
Yada “sınıf körlüğü” ile
Belkide ama kesin “bilinçsizlik” ile suçlanırsın.
Bu eleştiri de kendi penceresinden bakıldığında haklıdır.
Çünkü o eleştiriyi yapan da kendi gördüğü yerden konuşuyordur. Haklı ve yanlışsız...
Sorun zaten burada düğümlenir.
Herkesin haklı olduğu bir yerde, haklılık bir ölçü olmaktan çıkar.
Doğru, ortak bir zemin olmaktan uzaklaşır.
Ve geriye sadece şunu görürüz:
Herkes kendi yerinde durur.
Kendi doğrusunu tekrar eder.
Kendi penceresinden dünyayı anlatır.
Ama o pencereler bir türlü yan yana gelmez.
Bu yüzden mesele sadece farklı pencerelerden bakabilmek değildir.
Mesele, o pencerelerin insanı nasıl kapattığını da görebilmektir.
Aksi halde herkes haklı kalır. Doğruyu söyler...
Ama kimse birbirine yaklaşamaz.
Miroğlu



Yorumlar