MÜCADELE SAHADA BAŞLADI, AÇIKLAMA MASADA GELDİ
- İşçi Ve Sendika
- 12 Şub
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Şub
MÜCADELE SAHADA BAŞLADI, AÇIKLAMA MASADA GELDİ
Migros Depo İşçileri...
Bir Tarafta Mücadeleci DGD-SEN, Diğer Taraftan Sarı Tez Koop İş Sendikası
Günlerce Türkiye’nin dört bir yanında Migros depo işçileri iş bıraktı. Depo önlerinde eylemler yapıldı. Sevkiyatlar durdu. İşçiler gözaltına alındı. Baskıya rağmen geri adım atılmadı. DGD-SEN öncülüğünde yürütülen bu mücadele, yalnızca bir ücret meselesi değil, yıllardır süren taşeron ve güvencesizlik düzenine karşı açık bir itirazdı. Kamuoyu bu direnişi gördü, sahiplendi. Talep çok açıktı. İnsana yaraşır çalışma koşulları ve insanca yaşayabilcekleri bir ücret...
Hakkını teslim edelim: Eğer bu fiili mücadele olmasaydı, bugün konuştuğumuz “kadro” başlığı da gündemde olmayacaktı.
Ve tam bu noktada Tez-Koop-İş’in açıklaması geldi utanmadan, sıkılmadan: Migros depo işçileri için “yeni bir dönem” başladığı ilan edildi. Hak, hukuk, alın teri, çalışma barışı… Güzel kavramlar. Kâğıt üzerinde herkesin altına imza atabileceği ifadeler.

Ama sorulması gereken temel soru şu:
Bu yeni dönem neden şimdi başlıyor?
Migros'ta kırk yılı aşkındır sendika var. Depo işçileri yaklaşık yirmi beş yıldır taşeron olarak çalıştırılıyor. Marketlerde sendikayı getiren kuşak çoktan emekli oldu. Sendikal düzenin olduğu bir işyerinin depolarında çalışan işçiler çeyrek asır boyunca piyasa ortalamasının altında ücretlerle, güvencesiz ve kadrosuz çalıştırıldı.
Açıklamada bu durum açıkça kabul ediliyor. Depo işçilerinin taşeron olarak, düşük ücretle çalıştırıldığı söyleniyor. Peki bu gerçek yeni mi? Hayır. İşçiler bunu yıllardır söylüyordu. Direnerek, işten atılma pahasına mücadele ederek söylüyordu.
Tez Koop İş “bu konuyu işverenle sık sık gündeme getirdik” diyor. Eğer gerçekten gündeme getirildiyse ve yirmi beş yıl boyunca sonuç alınamadıysa, burada yalnızca işverenin değil, sendikanın da doğrudan sorumluluğu vardır. Çünkü bir işyerinde taşeron düzeni çeyrek asır boyunca sürüyorsa, bu durum sadece patron iradesiyle değil, sendikal pasiflikle de mümkündür.
Migros depolarındaki taşeron sisteminin kalıcı hale gelmesinde Tez-Koop-İş’in birebir sorumluluğu vardır. Sessizlik de bir tercihtir. Müdahale etmemek fiili bir onaydır.
Bugün ortaya çıkan tablo, klasik sarı sendikal anlayışın sonucudur. İşçiyi mücadeleye değil masadaki dengeye, hak aramaya değil “çalışma barışı” adı altında uyuma çağıran anlayışın… Yıllarca taşeronluğu görmezden gelip, mücadele başka bir sendikanın öncülüğünde büyüyünce devreye girmek; ardından da sanki süreç kendi inisiyatifiyle gelişmiş gibi açıklama yapmak, gerçeği saptırmaktır.
Üstelik burada “devreye girme” de gerçeği yansıtmıyor. Tez-Koop-İş kendiliğinden sahaya inmiş değildir; Migros yönetimi aracılığıyla devreye sokulmuştur. İşkolunun depo–antrepo işkolundan çıkarılıp büro işkoluna alınması tesadüf değildir. Bu hamle, işçileri fiilen örgütleyen sendikadan koparıp, işveren açısından daha güvenli görülen bir sendikal hatta yönlendirme adımıdır.
Yani mesele yalnızca bir sendikanın sürece katılması değildir. Mesele, işçilerin kendi mücadeleleriyle kurduğu örgütlenme hattının zayıflatılması ve yerine işveren açısından öngörülebilir bir yapı konulmasıdır.
Gerçek açık:
DGD-SEN öncülüğünde fiili mücadele başlamasaydı, iş durdurma kararlılığı ortaya konmasaydı ve kamuoyu güçlü biçimde sahiplenmeseydi, bugün ne kadro konuşulurdu ne de “yeni dönem” ilan edilirdi.
Yirmi beş yıl boyunca değişmeyen tablo, mücadele başlayınca bir anda değişiyorsa, değişimin asıl dinamiğini doğru yazmak gerekir.
Eğer bu haklar mümkündü ise, neden yıllardır mümkün olmadı?
Bugün sarı Tez-Koop-İş boyundan büyük laflar ederek “sınıfsal bütünlük sağlandı” diyor. O bütünlük yıllarca neden kurulmadı? Depodaki işçi ile mağazadaki işçi neden farklı hukuki statülerde çalıştırıldı?
Depo işçilerinin kadroya geçmesi elbette olumlu bir adımdır. Ancak bir kazanım varsa, o kazanımın hangi mücadeleyle elde edildiğini doğru yazmak gerekir.
Çünkü bazen bir dönemi başlatan şey imza değildir.
Mücadeledir.
Ve işçiler hafızasız değildir.
Miroğlu



Yorumlar