top of page

Sendikaların Açlık ve Yoksulluk Sınırının Açıklanmasını Nasıl Değerlendirmek Gerekir?

  • Yazarın fotoğrafı: İşçi Ve Sendika
    İşçi Ve Sendika
  • 5 Ağu 2025
  • 2 dakikada okunur

Sendikaların Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıklamasını Nasıl Değerlendirmek Gerekir?


Sendikalar (örneğin Türk-İş, DİSK-AR vb.) her ay “açlık” ve “yoksulluk” sınırını açıklayarak kamuoyuna gerçek yaşam maliyetlerini sunarlar. Bu açıklamalar:


Toplumun yaşadığı ekonomik krizi gözler önüne sermek. İşçilerin insanca yaşayabileceği ücret talebini meşrulaştırmak amacıyla yapılır. Niyet bu ise güzel.

Ancak TİS’lerde (Toplu İş Sözleşmelerinde) açlık sınırına yakın ücretlere imza atmalarına ne diyeceğiz?

600 bin için yapılan Kamu Çerçeve Protokolü, Belediyelerde yapılan sözleşmeler ortadır.


Bir çelişki yok mu?

Var tabiki..

Kendi araştırmalarına göre bir ailenin aç kalmaması için gereken ücreti belirleyen sendika, o ücretin biraz üzerinde ya da altında sözleşmelere imza atabiliyor.


Bu durumu nasıl yorumlayacağız.


a) Sendikal Stratejisizlik / Güçsüzlük:


Sendika ya pazarlık masasında gerçek bir güce sahip değildir ya da pazarlık etmeyi bilmiyordur. Bu durumda, “elde edebileceği en iyisi bu” diyerek açlık sınırına yakın maaşlara razı olur. Çok iyi niyetli bir yorumdur. Baştan sona yanlıştır.


b) Sendikal Bürokrasi ve Uzlaşmacılık:


Bazı sendikalar iktidarla, patronla veya kendi konfor alanlarıyla uzlaşma halindedir. Yani işçinin yaşamı değil, masada oturdukları koltuk önemlidir. Gerçekçi bir yorumdur..


c) İşçiyi Açlık Sınırında Tutmayı Kabul Ettirme Çabası:


Kendi açıkladığı rakamlarla işçiye şunu demiş olur:

“Bak, senin maaşın açlık sınırına yakın; ama işte ülkenin durumu böyle, elimizden gelen bu...”

Bu, işçiyi sistematik olarak yoksulluğa razı etmek anlamına gelir. İtaatli, tepkisiz bir emek gücü yaratmanın aracı hâline gelir. Bu yorum dahada gerçekçi yorumdur.


Yoksulluk sınırının yakınından geçmeyen, açlık sınırının biraz üzerinde yapılan sözleşmeler işçilerle dalga geçmek için mi?


Bu bir doğrudan dalga geçme olmasa da, işçinin emekçilerin aklıyla alay etmek anlamına gelir. İşçinin gerçeğini tespit edip o gerçekle uyuşmayan sözleşmelere imza atmak, bilinçli bir şekilde onu kandırmaktır. İhanettir.


Ne Yapmalı?

Açlık ve yoksulluk sınırını açıklayan siz ey sendikacılar, bize açlık sınırını dayatamazsınız diyebilmelidir.

İşçilerin sendikalarını denetlemesi, hesap sorması,

Gerçekten mücadele eden taban örgütlenmelerini kurmaları,

TİS sürecini sadece “masa başı pazarlık” değil, sokakta bir mücadele süreci olarak görmeleri gerekir.


Miroğlu

 
 
 

Yorumlar


05336668794

  • Facebook
  • Twitter
  • LinkedIn

©2023, İşçi Ve Sendika tarafından Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page